3 Eylül 2008 Çarşamba

Datça,Muğla Hakkında Genel Bilğiler



Ege Bölgesi’nde Muğla İline bağlı bir ilçe olan Datça’nın doğusunda Marmaris, kuzey, güney ve batısı Ege Denizi ile çevrilidir. Datça batıya doğru uzanan Reşadiye (Datça) Yarımadası’nın ortasında kurulmuştur. Yarımadanın kıyıları girintili çıkıntılı, toprakları da dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Hisarönü Körfezi’nin batısında yer alan Datça’nın doğusunda Balaban (Balan) Dağları (999 m.)’nın uzantıları yer almaktadır. İlçenin diğer yükseltileri ise, Bozdağ (1.174 m.), Kalecik Dağı (881 m.), Karadağ (786 m.), Emecik Dağı (704 m), Yarık Dağı (615 m.)’dır. Balıkaşıran Marmaris ile Datça ilçe sınırını oluşturduğu gibi yarımadanın en dar yeridir. Yarımadanın 235 km.lik sahil şeridinde büyüklü küçüklü 52 koy bulunmaktadır. Bunlar arasında Palamutbükü, Domuz Çukuru, Kargı, Mesudiye ve Korman koyları en tanınmışlarıdır. Aynı zamanda Korman Koyu ilçenin limanıdır. Datça’nın engebeli arazisi içerisinde Kızlan Ovası, Burgaz Düzlüğü, Reşadiye Ovası, Karaköy Ovası, Palamutbükü ve Mesudiye ovaları bulunmaktadır. Yüzölçümü 446 km2 olan ilçenin toplam nüfusu 13.914’tür. Datça, tipik bir
Akdeniz iklimine sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.
İlçenin ekonomisi tarım, balıkçılık ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, badem, zeytin, turunçgiller, tütündür. Geleneksel yöntemlerin hakim olduğu tarımsal faaliyetler ilçe ekonomisinin temelini oluşturur. Bal, badem, zeytinyağı ve güzlük domates ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tarım ürünleri içerisinden eski ve önemlisi bademdir. İlçenin ekonomik gelişiminde iç ve dış turizmin ayrı bir yeri vardır. İlçedeki turistik tesisler 1980’den sonra hızla artmış, tatil köylerinin yanı sıra otel, motel, pansiyon, lokal ve lokanta gibi tesisler açılmıştır. Konut niteliğindeki siteler de onları tamamlamıştır. Datça yöresi MÖ.VII.yüzyılda Teselya bölgesinden gelen Dorlar tarafından kurulmuştur. Burada yapılan kazılar ise yöredeki yerleşim başlangıcının M.Ö.VII.yüzyıla tarihlendiğini ortaya koymuştur. Yörede Knidos ve bugünkü Datça’nın bulunduğu yerdeki Eski Knidos antik kentleri bulunuyordu. Knidoslular M.Ö.IV.yüzyılın ortalarına kadar Datça’nın kuzey doğusundaki yarımadada yaşamışlar, sonra da bugünkü yere yerleşmişlerdir. Teselya’dan gelen göçmenler sonraki yıllarda Datça Yarımadasının güney ucuna taşınarak orada yeniden kurdukları kentte yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Herodot’a göre Spartalı’lar Knidos’u bir koloni kenti olarak kurmuşlardır. Zamanla güçlü bir konuma gelen Knidos, komşu kentleri Lindos, Kamiros, İassos, Kos, Halikarnasos ve Delos ile birlikte Dor Hekapolisini oluşturmuşlardır. Fenikeliler ile denizcilikte yarışacak kadar ilerlemişlerdir. Knidoslular gün geçtikçe genişleme politikası güden Lydialılara karşı bir önlem olarak Reşadiye Yarımadası’nı karadan ayıracak kanalın yapımına başlamışlar, ancak M.Ö.546’daki Pers saldırısı nedeniyle tamamlayamamışlardır. Persler Knidos’a zarar vermemişler, M.Ö.540’da diğer İon kentleriyle birlikte Delphi’de bir hazine binası (tesarios) yaptırmışlardır. Bu yüzyılda Knidos, şarap ihraç eden önemli bir ticaret merkezi konumuna gelmiştir. MÖIV.yüzyılda Büyük İskender Pers egemenliğine son vermiştir. Büyük İskender’in ölümünden sonra Datça’daki Knidoslular Roma imparatorluğu ile Seleukos Kralı III.Antiokhos arasındaki savaşta Roma’nın tarafını tutmuş, bu nedenle de Bergama Krallığı’na katılmıştır. Bizans döneminde sönük bir yerleşim olarak varlığını sürdürmüştür. Bir süre piskoposluk merkezi olmuş, M.S.VII.yüzyılda tamamen terk edilmiştir. Datça yöresi Muğla ile birlikte XII.yüzyılda Selçukluların hakimiyetine girmiş; Uç Beylerinden Menteşe Bey tarafından 1284’de ele geçirilmiştir. Yörede bir beylik kuran Menteşeoğulları yaklaşık 200 yıl boyunca burada egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Yıldırım Beyazıt tarafından 1391’de Osmanlı topraklarına katılmış ancak, Ankara Savaşı’nın (1402) ardından Timur’un hakimiyetine girmiştir. Timur bu yöreyi tekrar Menteşe Beyliği’ne vermiş, daha sonra tekrar 1392'de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Cumhuriyet döneminde, 1928 yılında ilçe olmuş, 1947 yılında ilçe merkezi Reşadiye Mahallesi’nden İskele Mahallesi’ne nakledilmiştir. İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Knidos Antik kenti kalıntıları vardır.

Kurşunlu Şelalesi


Kurşunlu Şelalesi Kurşunlu Şelalesi'ne, Antalya'dan Aksu kasabası yönüne gidildiğinde, Antalya Havaalanı'ndan 3 km kadar sonra, yol levhalarından da anlaşılacağı gibi, sola sapılarak gidilir. 8 km'lik asfalt yol, bahçeler ve tarlalar arasından geçerek sizi, otomobil ile on-onbeş dakika içinde Kurşunlu Şelalesi'ne ulaştırır.
Kurşunlu Şelalesi belki size Antalya Bölgesi içindeki, diğer şelaleler kadar büyük ve şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak bu küçük şelale etrafındaki Orman Bakanlığı'nca düzenlenen piknik alanı, şelaleden inen suyun akıp gittiği küçük bir derenin kenarında yer alan yaya gezinti yolu, bitki zenginliği yönünden, Antalya'nın en ilginç yerlerinden birisidir. Özellikle bu gezinti yolu üzerinde ve Bitki Tüneli olarak adlandırılan bu bölümde, kış hariç diğer mevsimlerde bin bir çeşit bitki türü dikkatleri üzerine çeker.
Kurşunlu Şelalesi'ne hemen yanında yer alan piknik alanının kuzeybatısında yer alan merdivenlerden inilerek ulaşılır. On metre kadar yükseklikten düşen su, aşağıda küçük bir gölcük oluşturur. Bu küçük gölün batı yönünde çevre düzeni çalışmaları sırasında restore edilmiş bir su değirmeni vardır. Mevsimine göre, etrafı sık yeşilliklerle sarılmış bu küçük gölde, tatlı su kaplumbağaları, yengeçler ve balıklar bulunur.
Kurşunlu Şelalesi'nin Piknik Alanı ise; gürül gürül akan çeşmeleri, piknik bankları, düzenli çöp bidonları, ızgaralı ocakları, oyun alanları ile size tam bir piknik konforu sağlar.

Antalya Şelaleler


Düden Şelalesi Düden Şelalesi iki kez harikalar yaratır. Birincisi Antalya'dan 8 km uzaklıkta, Lara Plajı yolundadır. Burada Düden Suyu büyük bir gürültü ile 50 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Düden Suyu'nun Antalya'nın 15 km kadar kuzeyinde Düdenbaşı Şelalesi denilen diğer bir çağlayanı vardır. Düdenbaşı Şelalesi'nin arkasına doğru uzanan mağara, sizi adeta bir rüya alemine götürür. Bu mağaranın oyuklarından, Düden Şelalesi'ni bambaşka algılar, günlük yorgunluklarınızı unutursunuz. Mağara, daha sonra çağlayanın her iki yönüne birer yay şeklinde döner Türkiye'de, bir çağlayanı gürül gürül akarken, arkasından seyredebileceğiniz böylesine güzel bir yer yoktur.

31 Ağustos 2008 Pazar

Ayvalık,Balıkesir


Ayvalık Türkiye Cumhuriyeti'nin Marmara Bölgesi'ne bağlı Balıkesir ili'nin Ege Bölgesi'nde kalan bir ilçesidirBalıkesir ili'nin en batısında, Ege Denizi kıyısında bulunan ilçe, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Ayvalık kış mevsiminde büyük bir kasaba nüfusuna sahip olmakla birlikte, yaz mevsimlerinde turizmin de etkisiyle nüfus bazı küçük illerin nüfusunu aşar (Bu illere örnek olarak; Tunceli,Hakkari ve Karaman sayılabilir). Tarihte çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan ilçe, çeşitli açılardan Türkiye'nin önemli ilçelerinden biridir.
Adalar
Ayvalık ilçesine bağlı irili ufaklı 22 kadar ada vardır. Bu adaların en büyüğü Alibey Adası ya da diğer ismi ile Cunda Adası olup 1964 yılında bir köprü ile Lale Adası'na oradan da ilçe merkezine bağlanmıştır.Bu köprülerden biri aynı zamanda Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olma özelliğini taşır. Alibey Adası dışındaki tüm Ayvalık Adaları 1995 yılında milli park ilan edilmiş ve yerleşim yasaklanmıştır. Adalar içinde tarihi ve turistik öneme sahip olan bir diğeri de Tımarhane Adası'dır. Bu adaya Türkler eski zamanlarda Taşlı Manastır' olarak da adlandırmışlardır. Bu ada özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ayvalık'ta yaşayan Rumların içkiyi fazla kaçırması üzerine sert esen rüzgarı ile akıllarını başlarına toplamaları için gönderildikleri bir mekan olduğundan bu ismi almıştır
Turizm
Turizm alanında büyük bir potansiyele sahip olan ilçede başta Şeytan Sofrası olmak üzere çeşitli doğal güzellikler olmakla birlikte, özellikle eski Rum evleri ve yapılarına dayanan kültür turizmi de gelişmiştir. Özellikle Sarımsaklı plajları ve Alibey Adası'nda ise deniz turizmi gelişmiştir.İlçe son yıllarda Ege Adaları'ndan çok sayıda günübirlik misafir ağırlamaktadır. Bu ziyaretlerin amacı genellikle alışveriştir. Bu durumun ciddi ekonomik girdisinin oluşmaya başlaması ardından ilçe dükkanlarının vitrinleri Yunanca yazılar ile dolmuştur. Ayvalık'ın merkezinde her perşembe günü büyük bir pazar kurulur. Özellikle Yunanistan'ın Midilli ilinden olmak üzere, on binlerce Yunan turist günü birlik ziyarette bulunur. Yunan turistlerin ziyarette bulunduğu en önemli yerler ise Ayvalık pazarıdır. Son yıllarda Ayvalık'a gelen turistlerin çevre ilçelere de uğraması özellikle Ayvalık-Edremit arasında rekabete yol açmıştır
Kültürel ve Doğal ZenginliklerSarımsaklı Plajları: Ayvalık'ın Küçükköy beldesinde bulunan Ege Denizi kıyısındaki plajlardır. Yaklaşık 7 km boyunca uzanır.Alibey Adası: Ayvalık Adaları grubuna dahil olan ve yerleşime açık olan tek adadır. 1995 yılında inşa edilen bir köprü sayesinde bu adaya karayolu ile geçmek mümkündür.
Ayvalık Adaları: En büyüğü Alibey Adası olan takımada. Bu adalar milli park ilan edilmiştir ve Alibey Adası dışında yerleşime açık değildir.Şeytan Sofrası: Ayvalık'a hakim büyük kayalık tepelerin üzerinde bulunan, bakıldığında tüm Ayvalık Adaları ve Midilli agasıd'nın manzarası gözüken, üzerinde Şeytan'ın ayak izi bulunduğuna inanılan eski bir lav birikintisi.